Saptırıcı İmâmların Alâmetleri

SAPTIRICI İMÂMLARIN ALÂMETLERİ

Bedr b. Alî el-Uteybî

Çeviren: Abdulkadir Bozkurt

 

Bismillahirrahmânirrahim:

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'den sâbit olan bir hadîste şöyle buyurmuştur: "Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey saptırıcı imâmlardır."

Öyleyse bu saptırıcı imâmların alâmetleri/özellikleri nelerdir? Söyleyeceklerim bununla alakalı olacaktır.

1- Müteşâbihin peşine düşerler. Bu, kalplerinde hastalık bulunan bid'at ve hevâ ehli kimselerin özelliğidir. Nebîmiz de bizi bu kimselerden sakındırmıştır. Onlardan sakının!

2- Re'y ve hevâya uyar, hadîsi ve hadîse tâbî olmayı sevmezler. Hadîs ehlini alaya alır, akıllarını küçümser ve ilimlerini eksik ve kusurlu görürler. Hâlbuki hayrın tümü hadîstedir.

3- Her dâim şüphe ve değişim içerisindedirler. Daha önce inkâr ettikleri şeyi güzel görür, daha önce doğru gördüklerini inkâr ederler. Böylece hevâları onları halden hale sokar. Ancak Ehl-i Sünnet olanlar değişime uğramazlar.

4- Dîn ile mevki, makâm ve mal arzularlar. Dünyayı dîn ile kandırır ve insanların mallarını bâtıl yolla yerler. Allah'ı öfkelendirme pahasına insanları râzı etmenin peşine düşerler.

5- Eğer bir şey öğrenirlerse, onunla amel etmezler. Bir amel yapacak olsalar, onu da ilimsizce yaparlar. Tıpkı hadîste geçtiği gibi: "Yapmadıkları şeyleri söylerler ve emrolunmadıkları şeyleri yaparlar."  İyi düşün!

6- Tefrîkayı arzular, safların bozulmasını ve cemâatin bölünmesini isterler. İşte bundan dolayı bid'at ehli Ehl-i Fırka olarak vasfolunurlar. Bunların zıddı ise Ehl-i Sünnet'tir. Onlar ise Ehl-i Cemâat'in ta kendisidir.

7- İlmi kerih görürler. Çünkü cehâlet kolaydır! Bâtıl ehli için ilim çok zordur. İlmi elde etmekten âciz kalınca, cehâlet ve sapkınlık üzere konuşmaya başlarlar.

8- Tevhîde ve Ehl-i Sünnet'in akîdesinin yayılmasına önem vermezler. Çünkü tevhîd ve sünnet, hak ile bâtılı birbirinden ayıran furkandır. Bundan dolayı onlar, sadece ahlâkî davranışlara önem verirler.

9- Müslümanlara karşı kin beslerler. Tıpkı seleften bazılarının da dediği gibi: "Bid'at ortaya atan hiçbir bid'atçı yoktur ki kalbi müslümanlara karşı kin dolmasın." İlim sâhibi kimse ise merhamet eder.

10- Verâ'dan/Allah korkusundan yoksundurlar. Anbese b. Sa'îd şöyle demiştir: "Bid'at ortaya atan hiçbir kimse yoktur ki kendisinden verâ alınmış olmasın." [Zemmu'l-Kelâm ve Ehlihî, 5/127] İyice teemmül edin!

11- Eminlik/dürüstlük vasfını yitirmişlerdir. Seleften bazısı şöyle demiştir: "Bid'at ortaya atan hiçbir kimse yoktur ki kendisinden eminlik alınmış olmasın." [Zemmul Kelâm, 5/127]

12- Cedel ve husûmeti severler. Zira bu, cehâlet ve dalâlet ehlinin en belirgin özelliğidir. Sünnet ehli kimse ise, ne cedel yapıp tartışmaya girer ve ne de iki yüzlülük edip karşıdakine muvâfakat eder.

13- Edepten ve hayâdan yoksundurlar. Zira bid'at ortaya atan her bir kimse, hayâ kendisini terk etmiş cefâ ehli bir kimsedir.

Âkil kimselerin hayatlarını araştırın!

İşte bunlar, dalâlet ehlinin bazı özellikleridir. Artık hakkı öğrenen, onun düşmanlarından sakınsın! O hak, dosdoğru olan tek bir yoldur. O yola sıkı sıkıya yapış. Zira ondan sonra apaçık dalâletten başka bir şey yoktur.

PAYLAŞ
(Onlar mı hayırlı) yoksa darda kalana kendine yalvardığı zaman karşılık veren ve (başındaki) sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzünün hakimleri kılan mı? Allah'tan başka bir ilah mı var! Ne kadar da kıt düşünüyorsunuz! (Neml, 62)
Bir Müslüman bir ağaç diker de onun mahsulünden bir insan yahut hayvan yerse, muhakkak o yenilen şey, ağacı diken kimse için bir sadaka olur. (Buhari 13/6005, Müslim 1552/8)
İmam Ahmed b. Sinan el-Kattân –rahimehullah- der ki: "Dünyada ne kadar bid’atçi varsa, mutlaka hadis ehline buğzeder. Çünkü adam bid’at ortaya koydu mu kalbinden hadisin lezzeti sökülüp, alınır." (İmam Nevevî: "et-Tezkira".)