Laikliğin Hakîkati ve Hükmü

Şeyh Abdullah b. Cibrîn rahimehullah'a soruldu:

Soru: Laiklik nedir? İslâm'ın onlar hakkındaki hükmü nedir?

Cevap: Laiklik, dünyâya yönelmeyi, onun şehvet ve lezzetleriyle meşgul olmayı, -ki dünyâyı bu hayattaki yegâne hedef kılmıştır- âhiret yurdunu unutmayı ve ondan gaflette kalmayı, uhrevî amellere yönelmemeyi yahut onlara ihtimâm etmemeyi amaç edinen yeni bir yol, fâsid bir harekettir. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in şu sözü laiklerin durumuna uyarlanabilir: «Dînârın kulu perişan olsun. Dirhemin kulu perişan olsun. Giysinin kulu perişan olsun. Kadifenin kulu perişan olsun. Böylesine verilirse râzı olur, verilmezse râzı olmaz. Perişan olsun. Baş aşağı düşsün. Ayağına diken batsın da çıkartamasın.» İslamî öğretilerden -sözlü yahut fiilî olsun- herhangi birinde kusurlu olan herkes bu vasfa dâhil olabilir.

Her kim beşerî kanunlarla hükmeder ve şer'î hükümleri geçersiz kılarsa, o laiktir. Her kim zinâ, alkollü içecekler, şarkılar ve faizli işlemler gibi harâm kılınmış şeyleri mubâh kılar; onları menetmenin; insanlara zarar verdiğine ve ruhî maslahatları engellemek olduğuna i'tikâd ederse o laiktir. Kâtilin öldürülmesi, zinâ edenin recmedilmesi yahut sopalanması, içki içenin sopalanması, hırsızın veya eşkiyanın elinin kesilmesi gibi had cezâlarının uygulanmasını yasaklayan yahut inkâr eden ve hadlerin uygulanmasının esnekliğe ters düşeceğini ve onda çirkinliğin ve iğrençliğin olduğunu iddiâ ederse, o da laikliğe dâhil olmuş olur.

İslâm'ın laikler hakkındaki hükmüne gelince: Allah teâlâ yahûdîlerin vasıfları hakkında şöyle buyuruyor: "Kitâb'ın (Tevrat'ın) bir kısmına îmân edip diğer kısmına kâfirlik mi ediyorsunuz? İçinizden böyle yapanların cezâsı dünyâ hayâtında rezîl olmaktan başka bir şey değildir." [Bakara, 85] Her kim şahsî haller ve bazı ibâdetler gibi dînden uygun gördüğü şeyleri kabûl eder; nefsinin hoşlanmadığı şeyleri redderse, o da bu âyetin kapsamına girer.

Allah teâlâ yine şöyle buyuruyor: "Her kim dünyâ hayâtını ve onun zînetini isterse orada onlara amellerinin karşılığını tastamam veririz. Onlar dünyâda hiçbir eksikliğe uğratılmazlar. İşte onlar, âhirette kendileri için ateşten başka hiçbir şeyi olmayan kimselerdir." [Hûd, 15-16] Laiklerin de hedefi dünyâyı elde etmek ve harâm da olsa, vâciblerden de alıkoysa arzularını tatmin etmektir. Bundan dolayı onlar bu âyete dâhildirler. Yine şu âyetin de kapsamına girerler: "Her kim acele olanı (dünyâyı) istiyorsa dilediğimiz kimseye istediğimiz şeyleri dünyâda peşin olarak veririz. Sonra onun için cehennem(de bir yer) yaratırız. Kınanmış ve (rahmetten) kovulmuş bir şekilde oraya yaslanır." Buna benzer pek çok âyet ve hadîs vardır.

Kaynak: http://www.ibn-jebreen.com/books/6-16-735-704-30060.html

PAYLAŞ
«Onların etrafında doldurulmuş kadehler dolaştırılır. O içki ne rahatsızlık verir ne de sarhoş eder. Yanlarında da el değmemiş, yalnız kendilerine göz dikmiş, iri gözlü hûriler vardır. » (Saffat/46-47-48)
Bir Müslüman bir ağaç diker de onun mahsulünden bir insan yahut hayvan yerse, muhakkak o yenilen şey, ağacı diken kimse için bir sadaka olur. (Buhari 13/6005, Müslim 1552/8)
İmam Ahmed b. Sinan el-Kattân –rahimehullah- der ki: "Dünyada ne kadar bid’atçi varsa, mutlaka hadis ehline buğzeder. Çünkü adam bid’at ortaya koydu mu kalbinden hadisin lezzeti sökülüp, alınır." (İmam Nevevî: "et-Tezkira".)