Kıyâmet Alâmetleri Hakkında Boşboğazlık Yapanlar

Kıyâmet Alâmetlerine Dâir Boşboğazlık Edilmesi Hakkında Bazı Uyarılar

Dr. Sâlih b. Abdulazîz es-Sindî

Çeviren: Yunus Albayrak

Âlemlerin Rabbi Allah'a hamd olsun. Salât ve selâm, O'nun kulu ve Rasûlü Peygamberimiz Muhammed'in, âilesinin ve arkadaşlarının üzerine olsun.


Bunlardan sonra;
Karanlık fitnelerin olduğu zamanlarda halk arasında, insanların rağbet ettiği, kulaktan kulağa yayılan, sohbet meclislerini meşgul eden, vakit öldürülen söylentiler olur. Şayet bu söylentiler dini meselelerle veya hakikati bildirilmemiş gaybî hükümlerle alakalı olursa, bu söylentiler çok daha çirkindir ve bu konulara dalmak kerih görülür. Çünkü bu bilinmeyen bir konuda atıp tutmak ve bilgisizce söz söylemektir.


Kıyâmet alâmetleri ile âhir zamanda yaşanacak olan fitneler ve savaşlar, bu asırda sesi yükselen bu uydurmalardan, kendine düşen payı epeyce almaktadır.


Herhangi bir sıkıntılı imtihan başagelmeye, bir fitne ortaya çıkmaya görsün; dertleri kafaları karıştırmak, zihinleri bulandırmak olan cehâlet ve hevâ ehlinden marjinallik sevdalısı birtakım yeni yetmeler, müslümanların karşısına çıkıp, insanlar arasında kendi zihinlerinde oluşturdukları vehim ve hurâfeleri yayarlar. Kıyâmet alâmetleri hakkında vârid olan nassları fıkhetmeksizin, hadislerin sahîhini zayıfından ayırdetmeye itina göstermeksizin, bu nasların te'vîl edilip kendi hayal ettikleri şeylere uyması için uydurmaya zorlamak hususunda hiçbir vera göstermeksizin, sinsice bunları yaşanan olaylar ile ilişkilendirmeye uğraşırlar. Bazen dünyanın ömrünü belirleyerek, bazen de kıyâmetin kopacağı veya Deccal'in çıkacağı vakti tayin ederek ya da filancanın mehdi olduğu ve benzeri yalanlar ve batıl iddialar ile ortaya çıkarlar.

Maalesef bu insanlar beş para etmez fikirlerine, ilim ve basîreti bulunmayan kimseler arasından özenli dinleyiciler ve kendilerine anlatılanları alıp hıfzetmeye hazır kalpler bulurlar.

Belki de düşmanlarının, müslümanların başına bela olmasıyla oluşan psikolojik baskı ve hisler, onları bu vehimleri kabullenmeye sürükledi. Onlar bu gidişattan tek kurtuluş yolu gördükleri bazı kıyâmet alâmetlerinin gerçekleşmesini, bu vaziyetten bir çıkış bilerek rahatladılar.

Bâtıl sözler ile bu konularda boşboğazlık edip, bu zan ve tahminlere özendirme veya bu konuda yazıp çizme ile meşgul olan bu kimselerin ortak yönleri ise, şer'î ilimlerle bir alâkalarının olmamasıdır. Onların İslâmî ilim tahsil ettikleri veya ilim ehlinden ilim aldıkları görülmüş, duyulmuş bir şey değildir.

Bu tür insanlardan, müslümanlar adına, karmaşa ve kargaşadan başka bir şey elde edilmeyen büyük bir yaygara kapısı açmalarından başka ne beklenebilir ki?

Herkesin bildiği gibi dini hükümler, ancak Kur'ân ve Sünnet ilimlerinde mütemekkin olan âlimlerden öğrenilir. Tıpkı İbni Sîrîn'in dediği gibi: 'Muhakkak ki bu ilim, dindir. Sizler dininizi kimden aldığınıza dikkat ediniz.' İmâm Müslim rivâyet etmiştir.

Önümüzde gelecek olan satırlarda, asrımızın problemlerinden olan kıyâmet alâmetleri husûsundaki aşırılık ve sapmanın peşine takılıp gitmekten (Allah'ın izniyle) muhafaza eden bazı yol gösterici işaretler ve kurallar bulunmaktadır. Başarı sadece Allah'tandır.
 

Birincisi: Müslüman bir kişi, haberin doğruluğunu iyice zihninde tartmalı ve araştırmalıdır.  Sâkinlik ve teennî ile bezenmeli ve aceleci olmayı terk etmelidir. Kulağına gelen her haberi kabul etmede aceleci davranmamalıdır. Doğru oldukları husûsunda emîn olmadığı bilgileri yaymamalıdır. Şunu çok iyi bilmelidir ki, söylediği her sözden hesaba çekilecektir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: 'Bir kişiye duyduğu her sözü aktarması yalan olarak yeter!' İmam Müslim rivâyet etmiştir.

Buna ek olarak Allah Teala'nın: 'Onlara güven veya korkuya dâir bir haber gelince hemen onu yayarlar. Hâlbuki onu, Peygamber'e veya aralarında yetki sahibi kimselere götürselerdi, onların arasından işin iç yüzünü anlayanlar, onun ne olduğunu bilirdi.' (Nisâ, 83) buyruğunun gereğini yerine getirerek, özellikle de büyük meselelerde, eğer ilim ve hikmet sahibi kimselere başvurup onlara danıştıktan sonra haberin doğruluğunu tekid ettiyse, duyduklarını anlatmak için doğru zamanı ve uygun ortamı seçmesi gerekir.


İkincisi: Din adına muvaffak olmuş, sâlih kimselerin sıfatlarından birisi de, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in 'Sana fayda verecek işlere karşı hırslı ol!'  sözüyle amel ederek, kendisine fayda verecek işlere karşı hırslı olması ve bunun dışında kalan işleri de terk etmesidir.

İnsanların bir çoğunun, bu asılsız uydurulmuş sözlerin peşinden gitmeyle meşgul olması, çetin savaşlar ve fitnelerin ne zaman olacaklarını bilmeye bu denli düşkün olmaları, ömrü faydasız yere, boşa harcamaktır. Şayet bunları bilmemizin bizim dünya ve âhiret hayatımıza bir faydası olsaydı, bu bilgiler bizden saklanmazdı.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, kendisine kıyâmet gününün vaktini soran kişiyi, ona faydası olacak tarafa yönlendirerek şöyle demiştir: 'Kıyâmet günü için ne hazırlık yaptın?' İmâm Buhârî ve Müslim rivâyet etmiştir.

İşte önemli olan da, 'falanca şöyle dedi, filanca böyle dedi' ile meşgul olmak yerine, Allah'ın huzuruna varılacak o günün hazırlığını yapmaya çabalamaktır.


Üçüncüsü: Kesin olarak herkesin kabul ettiği şeylerden biri de, dini konularda –ki kıyâmet alâmetleri de bunlardan biridir- müracaat edilmesi gereken yegâne kaynağın Kur'ân ve sahîh sünnet olduğudur. Bu kendisi için delil getirilmeye gerek olmayacak kadar açık bir meseledir. Müslüman'ın, kıyâmet alâmetleri meselelerine bakarken, hadis ve eserlerin sahîh olmasına çok dikkat etmesi gerekir. Özellikle de âhir zamanda olacak fitnelerle ilgili gelen hadislerin birçoğu sahih değilken, buna daha fazla önem vermesi gerekir. Misal olarak vermek gerekirse 'Süfyânî hadisleri' bu hadislere bir örnektir.

Gerçekte ise bu iftiracılar, yazıp yaydıkları haberlerde kendi görüşlerine hizmet eden hususlarda, ellerinin altında bulunan her türlü zayıf hadis, asılsız veya uydurma habere itibar ediyorlar. Hatta bazen en azgın bid'at ehlinin rivâyetleri ve yalanlarına, ehli kitabın kitapları ve yorumlarına dayanıyorlar.

İmam Kurtubi şöyle demiştir:  'Din adına yapılan rezilliklerin en çirkini, Yahudileşmiş insanlardan, buna benzer israiliyyât hikâyeleri aktarılmasıdır.' (et-Tezkira, 695).

Dördüncüsü: Kıyâmet alâmetleri gaybî hâdiselerden olması hasebiyle, bunlara vehim ve yalan kuruntularla saplantılı olmak caiz değildir. Çünkü gaybi işlerin hakikati Allah'ın bilgisindedir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: 'Göklerin ve yerin gaybı, yanlızca Allah'ındır.' (Hud, 123) ve şöyle buyurmuştur: 'O, gaybı bilendir. Gayba dair ilmini ise, hiç kimseye açmaz.' (Cin, 26) ve şöyle buyurmuştur: 'Allah sizi gayba muttalî kılacak değildir.' (Âli-İmrân, 179).

İmâm Kurtubî şöyle demiştir: 'Bu konuda söylenmesi gereken şudur, 'Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in haber verdiği fitneler ve olaylar muhakkak vukû bulacaktır.' Bu konularda, 'şu sene' diyerek zaman belirtmek, özürü ortadan kaldıracak sahîh bir rivâyetin olmasına bağlıdır. Bu gibi meseleleri, örneğin kıyâmetin vaktini, hangi sene veya hangi ayda olacağını hiç kimse bilemez. Kıyâmet alâmetleri de tıpkı bunun gibidir. Bu alâmetlerin vaktini tayin etmek de bilinemez bir şeydir. En doğrusunu Allah bilir.' (et-Tezkira, 713, 714)

Beşincisi: Allah Teâlâ'nın kıyâmet kopmadan önce yaşanacak, önemli hikmetlere dayanan bazı alâmetler belirlediği bilinmektedir. Bu hikmetlerden bazıları da, gaflet halinde olmalarından dolayı insanları uyararak, içinde bulundukları gevşekliği telafi etmeleri için teşvik etmek ve Allah'ın huzuruna varılacak o gün için tövbe ve dönüş yaparak hazırlanmaktır.

Yaşanan hadiseleri ve olayları, en küçük bir benzerlik veya ortak yönden dolayı, kıyâmet alâmetleri hakkında gelen nasslarla ilişkilendirmek, kesinlikle ilim ehlinin usullerinden değildir. Oysaki herhangi bir alâmetin, vukû bulan muayyen bir hadisenin üzerine tatbik edilmesini cezm etmek, ancak bu olay yaşandıktan ve olayın doğruluğu tahakkuk ettikten sonra mümkün olabilir.

Allâme Sıddîk Hasen Kannûcî şöyle demiştir: 'Kıyâmet gününe kadar olacak olan fitneler ve savaşlardan küçük, büyük bütün fitne ve savaşları, kıyâmet kopunca güneşin batıdan doğmasını, yeryüzünün her bölgesinde yaşanacak olayların tümünü, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadîsi şerifleriyle haber vermiştir… Bunlardan bazı savaş ve fitneler yaşanmıştır. Kalanlar da yaşanacaktır.  Fakat bu savaş ve fitnelerin ne zaman olacağı, Allah'ın kendi ilminde sakladığı bilgilerdendir. İnsanlar ancak bu olaylar vuku bulduktan ve gelen hadislerin bu olaylar üzerine tatbik edilmesinden sonra bunların zamanını öğrenebilir.' (Ebcedu'l-'Ulûm, 523)
Bu yalancılar, ağırdan alınması gereken bu işlerde acele ediyorlar. Ufukta yeni bir parıltı veya gelen bir fitne görmeleriyle beraber, hemen onu belli bir kıyâmet alâmetiyle ilişkilendiriyor ve bu muayyen bir hadisin gerçekleşmesidir diyorlar. Bu ilimsizce söylenen bir söz, delilden yoksun bir kuruntudur. Kendi sorumluluğunda olmayan konularda boşboğazlık etmektir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: 'Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme!' (İsrâ, 36). Onların çıkarım ve vehimlerinden oluşan bu yanılgıların nicesinin gerçek yüzü ortaya çıkmıştır.

Bazen bu yanılgıların ortaya çıkması, bazı zayıf îmânlı kimselerin nefislerine şüphelerin yerleşerek, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hadislerinin doğruluğu konusunda tereddüt etmelerine yol açmıştır. Bu, dinin emretmediği meselelerde ikiyüzlü ve yanlış konuşmanın bir neticesidir. Allah yardımcımız olsun!
 

Son olarak Müslüman kardeşlerime, sahîh olan dini ilimlere karşı gayretli olmalarını, özellikle fitne zamanlarında kendilerine problem teşkil eden meselelerde, derin ilim sahibi büyük âlimlere başvurmalarını tavsiye ediyorum. Yine, bilgisizce ve hevâlarıyla boşboğazlık edenlere kulak vermekten sakınmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü ömür bir saati bile boşa harcanmayacak kadar kıymetlidir.

Aynı zamanda kıyâmet alâmetleri hakkında da kardeşlerime, sahîh sünnetin bulunduğu güvenilir kitaplarla, araştırmacılarının sahîh hadislere özen gösterdiği, selefi sâlihîn pınarından yudumlanmış, bilinen imamların sözlerinden faydalanılan, bu asırda yazılmış olan ilmî çalışmalara başvurmalarını nasihat ederim.

Allah'ım bize faydalı olanı öğret! Öğrettiklerinden bizleri faydalandır. Kötülüklerden ve fitnelere sebep olan işlerden bizi koru!


En doğrusunu yüce Allah bilir. Allah'ın salâtı, selâmı ve bereketi, kulu ve Rasûlü Muhammed'in, ailesinin ve ashâbının üzerine olsun!

PAYLAŞ
(Onlar mı hayırlı) yoksa darda kalana kendine yalvardığı zaman karşılık veren ve (başındaki) sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzünün hakimleri kılan mı? Allah'tan başka bir ilah mı var! Ne kadar da kıt düşünüyorsunuz! (Neml, 62)
Bir Müslüman bir ağaç diker de onun mahsulünden bir insan yahut hayvan yerse, muhakkak o yenilen şey, ağacı diken kimse için bir sadaka olur. (Buhari 13/6005, Müslim 1552/8)
İmam Ahmed b. Sinan el-Kattân –rahimehullah- der ki: "Dünyada ne kadar bid’atçi varsa, mutlaka hadis ehline buğzeder. Çünkü adam bid’at ortaya koydu mu kalbinden hadisin lezzeti sökülüp, alınır." (İmam Nevevî: "et-Tezkira".)